Çocukluğumun Ramazan ayları ne kadar güzelmiş meğer... Mahallemizde herkesin birbirini tanıdığı, selamlaştığı, ramazan aylarında kurulan ve başında heyecanla topun atılmasını, ezanın okunmasını beklediğimiz o iftar sofralarını, sonrasında babalarımızın ve ağabeylerimizin mahallede toplanarak teravih namazlarına gitmelerini, onlar namazdayken bizlerin annelerimiz ile komşularımızdan birinin evine toplanıp hoş sohbetlerin yapıldığı ve çaylarımızı yudumlandığımız, sahura kalkıldığında komşuların birbirlerinin evlerini camdan kontrol etmelerini, ışık yoksa telefonla sahura uyandırılmalarını, davulcunun tok sesiyle uykularımızdan uyandırıldığımız o eski Ramazanları özlüyorum ben...Bayram arifesinde heyecanla yapılan hazırlıkları ve bayram sabahları uyanıpta yeni alınmış kıyafetlerimizi giyip kapıda babalarımızı ve ağabeylerimizi bayram namazı dönüşünde karşılayıp bayramlaşma merasiminden sonra keyifle yapılan kahvaltı sofralarını özlüyorum ben.Şimdilerde ise kimse kapı komşusunu tanımıyor, insanlarımız hayat kavgalarından yorulmuş vaziyette akşam evlerine ne yiyecek götüreceklerini düşünüyor, bayramlar artık şehirdışına kaçılabilinecek tatil günleri olarak görülmeye başlandı. Maalesef yaşam bize eski değerlerimizi kaybetmemize yol açıyor.
Gelecek nesillerimiz Onbir Ayın Sultanı Ramazan aylarımızın o eski tadına varamayacaklar. Ben kendi adıma bunu unutturmamaya gayret edeceğim. Lütfen sizlerde ellerinizden geleni yapın. Manilerden birkaç örnek ;
Akşamdan pilavı pişirdim
Gene karnımı şişirdim
Çok mani diyecektim ama
Defteri yolda düşürdüm
Misafirim nazlandı,
Börek diye sızlandı,
Bir sini börek yedi,
Biraz olsun uslandı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder